Yeşilin Takipçisi bloguyla tanışmam aslında çok da maziye dayanmıyor. Oldum olası okuduğum bölümle ilgili bir iş yapmayı istemiştim. Son dönemdeki biyoplastiğe olan ilgimdeki ani yükselişin de en büyük sebeplerinden biri okuduklarım ve gördüklerimle bu sektöre olan inancımın da giderek artıyor olması.

Almanya’nın European Bioplastics adlı, biyoplastik istatistiklerini tutan kurumun rakamlarına göre 2009 yılına kadar yıllık üretim 5000 ton iken 2011 itibariyle bu rakam 675bine çıkmış, 2016 yılı itibariyle de 5 milyon tonun üstünde olması bekleniyor. Her ne kadar konvansiyonel plastiklerle karşılaştırıldığı zaman bu rakam neredeyse ihmal edilebilecek düzeyde olsa dahi, üretim miktarlarında görülen bu eksponansiyel artış, ortada büyük bir potansiyel olduğunun en önemli kanıtlarından biri. Hele bir de ortadaki en az yüzde 40-50 düzeyinde biyoplastikler yönündeki olumsuz fiyat farkını da hesaba kattığımızda dahi bu gelişmelerin olması bu tahmini daha da güçlendiriyor.

Biyoplastik üretimi her ne kadar gıda stoklarını tehdit ettiğine dair bir kanı yaratılmaya çalışsa da yapılan çalışmalar bu durumun kesinlikle böyle olmadığının kanıtı. Biyoplastics Magazine dergisinde yayınlanan makalede mısır, şeker pancarı ve şeker kamışı gibi gıda maddelerinin endüstriyel amaçlarla kullanımının toplam üretimin sadece %0.02’lik bir bölümünü kapsadığını gösteriyor. Buna ek olarak bu tip besinlerin, endüstriyel üretimde de kullanılma alternatifinin yaratılması, gıda fiyatlarındaki değişkenliğin de önüne geçerek bir kazan kazan durumu yaratacağını belirtiyor. Zaten hali hazırda özellikle de Avrupa’da birçok ekilebilir toprak alanı değerlendirilmemiş halde bulunuyor, bunların bile sadece bu tarz biyoplastikler gibi endüstriyel ürünler amacıyla değerlendirilmesi, diğer alanlara dokunulmaması için yeterli olacaktır. Bu detaylı makalenin detaylarını da buradan okuyabilirsiniz.

Görsel

Biz de Kumru Kimya firması olarak bu sebeple biyoplastik ürünlerinin Türkiye’de daha fazla yer bulması ve pazarlanması yönünde yolumuzu çizdik. Bu yolda her türlü marka sahiplerine, tüketici desteğine ve bu tip bloglara çok ihtiyacımız var. Umarız destekler her geçen gün daha da artacaktır. Belki çok da uzun olmayan bir vadede bu tip biyoplastik hammaddelerin üretimi için de girişimlerimizi başlatabiliriz.